gereksizbiri.wordpress.com un dışında artık
www.gereksizbiri.net ‘de yazmaya devam edecem daha çok içerik daha çok bilgi ile yola devam
tayyip gibi oldu
gereksizbiri.wordpress.com un dışında artık
www.gereksizbiri.net ‘de yazmaya devam edecem daha çok içerik daha çok bilgi ile yola devam
tayyip gibi oldu
Mehmet Emin Karamehmet, 1 Nisan 1944 tarihinde Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdu. Aslında ilk nüfus kayıtlarında soyadı Karamehmetoğlu şeklinde geçerken kendisi bunu daha sonraları düzelterek Karamehmet olarak kullanmayı seçti.
M. Emin Karamehmet, İstanbul’da Robert College’de eğitim gördü.
Karamehmet, Robert College sonrası İngiltere’de bulunan Dover College’de ekonomi eğitimi aldı. İlk şahsi şirketini ise 1966 yılında 100 bin lira sermaye ile kuran Karamehmet, o yıl babasının uzun yıllar meclis başkanlığı yaptığı Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası’na da resmi kaydını yaptırdı. Memleketi Tarsus’un bir ticaret merkezi olması ise Karamehmet’in ticari tecrübesini artırdı.
SANAYİCİ BİR AİLE
Mehmet Emin Karamehmet, tarım ve sanayi kökenli Karamehmet ailesinin üçüncü kuşağı. Türk sanayiine Eliyeşil ailesi ile birlikte Çukurova Sanayi İşletmeleri’ni kurarak giren Karamehmet ailesi, bölgede gayrimüslimlerden sonra sanayie adım atan ilk Türk ailesi olarak biliniyor. Çukurova bölgesinde oldukça yakından tanınan Eliyeşil ailesi ile iş ortağı olan Karamehmet’ler, aynı zamanda evliliklerle de bu ortaklığı yıllar boyunca perçinlemişler.
Çukurova’nın bereketli topraklarında yıllar boyunca tarım üretimi ile geçimlerini sağlayan Karamehmet ailesi, geçmişi 1880′e kadar uzanan Çukurova Sanayi İşletmeleri fabrikasını Eliyeşil ailesi ile birlikte alarak sanayie adım atıyorlar. Türkiye’nin en eski ve en büyük tekstil komplekslerinden biri olan bu tesisler 1925′te sadece 50 çırçır ve 5 bin iğlik kapasiteye sahip. 1932′de büyük bir modernizasyona gidilen fabrika ülkemizdeki ilk modern fabrika hüviyetini kazanmış oluyor.
SADİ BEY’İN FABRİKASI
Tarsus’ta Sadık Paşa lakabı ile tanınan Sadık Eliyeşil’in oğlu Şadi Eliyeşil, Çukurova Sanayi İşletmeleri’nin ilk kurucusu. Zaten Tarsus’ta herkes Çukurova Grubu’nun tekstil üretim tesislerini hâlâ Şadi Bey’in fabrikası olarak biliyor. Tarsus’ta yerleşik Ramazanoğulları da Çukurova Sanayi İşletmeleri’nin yine ilk ortakları arasında.
Çukurova Tekstil Sanayi’e ek olarak o dönemde bir de Karam yağ ve çırçır fabrikası kuruluyor. İş makineleri üretimi ise ilk başlarda distribütörlük olarak başlamış, zaman içinde John Deree biçerdöverlerinin üretimine geçilmiş. Zamanla biçerdöver üretiminden forklift üretimine kayılıyor. Mehmet Emin Karamehmet ise ilk şirketini 1966 yılında henüz 22 yaşında iken kuruyor. İthalat, ihracat ve imalat alanlarında faaliyet göstermek üzere kurulan Mehmet Emin Karamehmetoğlu Ticarethanesi, Mehmet Emin Karamehmet’in Ticaret Odası’na kayıtlı ilk şirketi.
1980′li yıllarda üç bankanın ve çok sayıda şirketin sahibi konumuna gelen Karamehmet ailesinin mali gücü bir hayli arttı. Mehmet Emin Karamehmet’in yönetiminde aktif rol üstlendiği bu dönemde grup, çelik üretiminden deterjana kadar her alanda üretim yapmaya başladı. 1980′li yıllarla birlikte dış ticarete ağırlık veren Çukurova Grubu, bu tarihlerde New York ve Cenevre’de de ilk şirketlerini kurdular. Ayrıca Bülent Ulusu hükümeti döneminde Çukurova Sanayi İşletmeleri’nin Mersin yolu üzerindeki yeni fabrikaları alınan kredilerle inşa ettiler.
TURKCELL PROJESİ
Mehmet Emin Karamehmet’i Türkiye gündemine sokan en önemli olay 1994’te gerçekleştir. 94 krizinde iflas eden Murat Vargı adlı bir tekstilci ile bu dönemde hayatı kesişen Karamehmet, o dönemde kimsenin tenezzül etmediği ve Murat Vargı’nın projesi olan Turkcell işine girdi.
Turkcell projesi son olarak Murat Vargı tarafından Çukurova Grubu’nun patronu Mehmet Emin Karamehmet’e götürüldü. O günlerde finans ağırlıklı her grup gibi Çukurova Grubu da kısmen sıkıntılı günler içinde. Pamukbank’ın yanı sıra gruba bağlı İnterbank da krizden yaralar almış durumdaydı. Nitekim bir süre sonra bu banka, işadamı Cavit Çağlar’a satıldı ve sonra da bankanın içini boşaltmak suçlamasıyla devlet tarafından el konuldu.
Murat Vargı projeyi, arkadaşı Yapı ve Kredi Bankası’nın o dönemde genel müdürlüğünü yürüten Burhan Karaçam aracılığı ile Karamehmet’e ulaştırmayı başardı. Ancak beklenenin aksine Karamehmet, projeden etkilenip bu işe girmeye karar verdi. O dönemde Çukurova kurmayları arasında Karamehmet’e destek veren tek isim ise Osman Berkmen oldu.
Karamehmet’in ne kadar akıllı bir yatırım yaptığı ise zamanla ortaya çıktı. 8 milyonu aşkın abonesi ile Turkcell bugün ülkemizin en büyük özel sektör şirketi konumunda. Turkcell, hisseleri New York Borsası’nda işlem gören tek Türk şirketi olarak dikkat çekti.
Turkcell, 3 milyar dolarlık yatırımına rağmen 17 milyar dolara ulaşan değeri ile dünyanın dev şirketleri arasına girmeyi başardı. Sadece 6 yıl gibi kısa bir sürede Turkcell, tarihleri yüzlerce yılı bulan global dev şirketleri de geride bıraktı.
MEDYADA ÖZGÜN PATRON
Mehmet Emin Karamehmet, Tarsus’taki birkaç fabrikasında tekstil ve iş makinesi imalatıyla meşgul olan Çukurova Grubu’nu önce finans, ardından da iletişim sektöründeki girişimciliği ile çok hızlı bir şekilde zirveye çıkardı. Özellikle bankacılık sektöründe Yapı Kredi ve Pamukbank ile elde ettiği başarıları ile Çukurova Grubu, ülkemizdeki en büyük sermaye grubu haline getirdi.
Bunlardan sonra medya alanına da giren Karamehmet, Akşam Grubu’nu Ilıcak ailesinden Show Tv’yi ise Erol Aksoy’dan satın aldı.
BAŞARININ SIRRI: PROFESYONELE SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK
Profesyonel yöneticilerinin proje ve kararlarını destekleyen, onlara tam yetki ve sorumluluk veren Karamehmet, ‘çalışanlarına laf söyletmemesi’ ile tanınıyor.
Çukurova Grubu’nun patronu Mehmet Emin Karamehmet, yanında çalıştırdığı profesyonelleri oldukça özgür bırakmasıyla tanınıyor. Mülayim, çabuk sinirlenmeyen ve hoşgörü sahibi bir insan olarak tanınan Karamehmet, profesyonel yöneticilerin kendi kararlarını uygulamaları konusunda kendilerine sorumluluk veriyor. Yöneticilerin grupta çalıştıkları dönemde hatta sonrasında da onlara laf söyletmemesi ise onun bir başka özelliği. Profesyonel yöneticilerine çok güvenen ve onların kararlarını sonuna kadar dinleyerek icraata geçen Karamehmet, bir projeye girerken ayrıntılı değerlendirme yaparak risk alabilen bir müteşebbis.
GÜNDE 15 SAAT ÇALIŞIYOR
Holding çalışanları ve arkadaşları Karamehmet’i, işine bağlılığıyla tanıyor. Sabah 8.00′de girdiği ofisinde akşam saatlerine kadar çalışan Karamehmet, zaman zaman hafta sonları da işleriyle uğraşıyor. Hemen hemen hiç tatil yapmadığı, gösterişi ve lüksü sevmediği, ofisinin ise son derece mütevazı olduğu söylenenler arasında. Az ve öz konuşan Karamehmet, aynı zamanda iyi bir gözlemci ve iyi bir dinleyici de.
Mehmet Emin Karamehmet, medyada görünmekten hoşlanmayan ve pek ortaya çıkmayan bir insan. Bir arkadaşının ifadesiyle, “lüzumsuz işler yapmayı ve lüzumsuz gördüğü yerlerde de bulunmayı” sevmiyor. Makam otomobili olarak Mercedes’i tercih eden Karamehmet’in özel otomobili ise Nissan marka bir jeep.
Karamehmet, şirketlerini zaman zaman kendi kullandığı arabasıyla gizlice ziyaret ediyor. Hatta şirket çalışanlarının kendisini bu ziyaretlerinde tanıyamadığı ve bu yüzden ilgilenmediği söyleniyor.
![]()
Sami Süleyman Demirel (d. 1 Kasım 1924, İslamköy Isparta),Türkiye Cumhuriyeti 9. Cumhurbaşkanı,siyasetçi, inşaat mühendisi.
Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy’de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyonkarahisar’da bitirdi. Şubat 1949′da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu.
1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu. Bu arada Eisenhower Vakfı’nın onu bursiyer olarak seçmesiyle ABD‘ye gitti. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde su mühendisliği konusunda dersler verdi.
Adalet Partisi
etti, Nihat Erim hükümeti kuruldu. 1975 yılında kurulan birinci MC hükümetinde, “AP-MSP-MHP-CGP” koalisyonunda başbakan oldu. 1977 Seçimlerinde CHP kazanırken, 1979 yılında kurulan ikinci MC hükümetinde, “AP-MHP-MSP” koalisyonunda başbakanlık yaptı. 1980 yılında olayların önüne geçilemezken, Nihat Erim, Tekel Bakanı Gün Sazak ve Maden-İş genel başkanı Kemal Türkler öldürüldü. 12 Eylül darbesiyle Demirel, Zincirbozan askeri tesislerinde tutuklu kaldı. 1987 yılında siyasete dönen Demirel, DYP genel başkanı oldu. 1991 Seçimlerinde kurulan DYP-SHP koalisyonunda başbakan oldu. 1993 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin dokuzuncu cumhurbaşkanı seçildi. Bu görevi 2000 yılına kadar devam ederken, 2000 yılında cumhurbaşkanlığını Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer’e devretti.
Siyasi hayatı dönemince ve sonrasında, demokrasiden yana tavır almaması, güvenilmeyen/güvenilemez politikacı anlayışını yerleştiren,hatta simgeleyen isim olmuştur. Başbakanlığı döneminde belirli bir popularitesi bulunan ve bilhassa kırsal kesim-köy kesimlerinde sevilen Demirel, ilkeli olmayan politikası ile bu hususiyetini kaybetmiş, aynı oran da da Türk siyasi hayatında ki ağırlığını da kaybetmiştir.
10 Ekim 1965′te yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP, yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar oldu. Bu seçimlerde Isparta Milletvekili olarak parlamentoya girdi ve Türkiye’nin 12. Başbakanı olarak hükûmeti kurdu. Bu hükûmet 4 yıl sürdü. 10 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde de Adalet Partisi yine tek başına iktidar oldu.
12 Mart 1971 muhtırası üzerine, başbakanlık görevini bıraktı. 1971 ile 1980 arasında, 1975, 1977 ve 1979′da 3 defa daha hükûmet kurdu.
12 Eylül 1980 müdahalesi üzerine görevi bıraktı ve 7 sene yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987′de yapılan halk oylaması ile yasaklar kaldırıldı ve 24 Eylül 1987 tarihinde, Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi. 29 Kasım 1987′de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak tekrar TBMM‘ne girdi. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler sonrasında, DYP ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti‘nin biraraya gelerek kurduğu 49. T.C. Hükümeti’nde Başbakan olarak görev aldı.
30 yaşında genel müdür, 40 yaşında önce parti genel başkanı, sonra başbakan olmuş; 12 seneye yaklaşan başbakanlık görevinde, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesine çeşitli hizmetlerde bulunmuştur. Türkiye’nin en genç genel müdürü, en genç başbakanı ve İsmet İnönü‘den sonra en uzun başbakanlık yapmış kişisidir.
16 Mayıs 1993 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Görevini 2000 yılında dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı ve kendisi gibi Afyon Lisesi mezunu olan Ahmet Necdet Sezer’e devretti. Cumhurbaşkanlığı görevini tamamladıktan sonra aktif siyaseti bırakmıştır.
Pakistan’ın Lahor kentinde bu sabah iki ayrı yerde meydana gelen patlamalarda ölü sayısı 20′ye yükseldi. Saldırının bomba yüklü araçlarla düzenlenmiş intihar eylemi olabileceği belirtildi.
Pencap eyaleti arama kurtarma birimi başkanı Rizvan Beşir, Federal Soruşturma Ajansındaki (FSA) patlamada can kaybı sayısının 18′e çıktığını söyledi. Kentin başka yerinde meydana gelen ikinci patlamada da, iki çocuk hayatını kaybetmişti.
Bir hastane yetkilisi, patlamalarda yaralananların sayısının 50′ye yükseldiğini açıkladı.
İlk saldırının hedefi olan FSA’nın Genel Müdürü Tarık Pervez, ağır hasar gören FSA binasının enkaz altında sıkışan yaralıları kurtarmaya çalıştıklarını söyledi.
İçişleri Bakanı Hamid Navaz, binadaki resepsiyonun yakınında şiddetli bir patlama olduğunu ve patlamaya bomba yüklü bir aracın neden olduğunu kaydetti.
Patlamanın şiddetiyle çok katlı FSA binasıyla yakınındaki bazı binalarda ağır hasar meydana geldiği belirtildi.
Öte yandan polis, bir yerleşim biriminde meydana gelen diğer patlamaya da bomba yüklü aracın yol açtığını ve her iki eylemin intihar saldırısı olduğundan şüphelendiklerini açıkladı.
Pakistan polisine göre, ikinci patlamada içinde 2 kişinin bulunduğu otomobil, bir reklam firmasına ait büronun kapısında durduğu sırada infilak etti.
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, saldırıları kınadı ve terörizm eylemlerinin hükümeti yıldıramayacağını söyledi.
Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in yeni yerleşimler kurma planlarını, barış sürecinin ilerlemesine yardımcı olmayan adımlar olarak niteledi.
Başka ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney olmak üzere Beyaz Saray’ın en üst düzey isimleri peş peşe bölgeye gidiyor.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, “İsrail’in bu açıklaması sürece yardımcı oluyor mu? Hayır, olmuyor. Ama bizim asıl olarak odaklanmamız gereken, siyasi süreçle birlikte, yol haritası barış planının uygulanması” diye konuştu.
McCormack, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın da konuyu İsrailli meslektaşı Tzipi Livni ile görüşmesinde gündeme getireceğini söyledi.
Rice ise Livni ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, Annapolis konferansıyla başlayan süreçte havayı olumlu tutmak için ellerinden geleni yapacaklarını ve yol haritası barış planının gereklerinin uygulanmasını, Annapolis sürecinin bir parçası olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Bu arada Washington‘un Orta Doğu’daki diplomatik atağına gelecek hafta üst düzey bir isim daha, Başkan Yardımcısı Dick Cheney de katılacak.
Cheney barış sürecini canlandırmak amacıyla bölgeyi ziyaret edecek. Cheney’nin pazar günü İsrail’de başlayacak turu, Batı Şeria, Umman ve Suudi Arabistan’dan sonra Türkiye’de sona erecek.
Cheney’nin bölge ziyaretini yorumlamasını istediğimiz Jerusalem Post gazetesinin köşe yazarlarından Calev Ben David şunları söyledi:
“Dick Cheney burada, İsrail’de çok takdir edilen bir isim. İsrail’in güçlü bir destekçisi olduğuna inanıyoruz. Bush yönetimi, İsrail’e zorlu bir mesaj iletmesi için böyle bir ismi seçmiş olabilir. İsrail’e örneğin, “Daha fazla Yahudi yerleşimi inşa etmenizi istemiyoruz” diyebilir, ki bu mesajı geçen hafta Condoleeza Rice da iletmişti.”
Cheney’nin programının ayrıntıları güvenlik gerekçesiyle açıklanmadı. Ancak gezinin bütününün bir hafta ya da daha uzun süreceği tahmin ediliyor.
Amerikalı liderler bölgeye yaptıkları ziyaretlerde çoğu zaman kamuoyuna önceden açıklamadan Irak‘ı da ziyaret ediyorlar.
CHENEY TÜRKİYE’YE DE GELECEK
Cheney Türkiye’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelecek.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da ABD yetkililerinden görüşme konusunda bir talep bulunduğunu söyledi.
Cheney’nin Türkiye temaslarında başta Kuzey Irak‘ta yürütülen operasyon olmak üzere bölgesel konuların ele alınacağı anlaşılıyor.
Bunlardan biri de İran. Cheney’nin bölgeye “Orta Doğu’da var olan tehditlerden birisinin İran olduğu ve buna karşı dost ve müttefiklerle yapılan güvenlik anlaşmaları ve işbirliğinin süreceği” mesajıyla gideceği açıklandı.
Beyaz Saray Sözcüsü Dana Perino, “Başkan Ocak ayında bölgeye gittiğinde gezisinin her durağında İram kaygı ve ilgi ile izlenen bir konuydu. Son iki ayda da bunun değiştiğini sanmıyorum” dedi.
ABD, yakınlarda nükleer programını sınırlamayı reddettiği için üçüncü kez BM yaptırımlarına hedef olan İran‘a daha sert bir siyaset izlenmesi çağrılarının başını çekiyor.
uzun süredir birşeyler yazamıyordum
nedenide sevgili Türk Telekomdu sonunda dns leri değiştirip girdim
bundan sonra bol bol konu eklemeye çalışacağım aksaklık için özür….
| 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “en az 3 çocuk doğurun” açıklamasını eleştirdi. Demirel, “Eğer doğacak çocuklarımıza iş verebilecek durumda değilsek, onların kazancını sağlayabilecek durumda değilsek, eğitimini sağlayabilecek durumda değilsek, o zaman ne olur? Sokak çocukları meydana getirmiş oluruz” dedi.
9. Cumhurbaşkanı Demirel, konuşmacı olarak katıldığı UNFPA’nın yaptığı Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması sonuçlarının açıklandığı toplantının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirel, bir soru üzerine Erdoğan’ın “en az 3 çocuk doğurun” sözlerini eleştirdi. Demirel, sayıca çok nüfusun değil; güçlü, sağlıklı, iyi eğitilmiş, işi gücü olan ve refah içinde yaşayan bir nüfusun önemli olduğuna işaret etti. Demirel şöyle dedi: “Kaç tane isterseniz yapın. Besleyebileceğiniz kadar yapın. Çocuklarımızın hepsine iş imkanı bulabilmeli, eğitim imkanı verebilmeli, hepsine geleceklerinde güvenli bir ekonomik hayat sağlayabilmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefi böyle bir düzen olmalı. Eğer doğacak çocuklarımıza iş verebilecek durumda değilsek, onların kazancını sağlayabilecek durumda değilsek, eğitimini sağlayabilecek durumda değilsek, o zaman ne olur? Sokak çocukları meydana getirmiş oluruz. Bunların hepsi ölçülü biçili olacak. Dünya nereye gidiyorsa biz de oraya gideceğiz.” YOKSULLAŞAN NÜFUS SOKAKLARDA KADINLARIN ÇANTALARINI KAPAR Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması sonuçlarının açıklandığı toplantıda konuşan 9. Cumhurbaşkanı Demirel, yüzde 3 nüfus artışının yüzde 5 kalkınma hızı ile karşılanamayacağını belirtti. Demirel, yüzde 5 kalkınma hızı ile sağlanacak olan istihdamın 500-600 bin kişi arasında değişeceğini ifade ederek, “Senede nüfus 1 milyon artınca geriye kalan 500 bin kişi işsiz olur. Ve iş veremediğiniz nüfus yoksullaşır. Yoksullaşınca sokaklarda kadınların çantasını kapar. İstenmeyen, kanunsuz davranışlara girer” diye konuştu. Türkiye’de nüfus artışının yüzde 1’in altında olması gerektiğinin altını çizen Demirel, “Sayıca fazla fakat yoksul bir nüfustansa, yoksullukla başa çıkabilmiş az nüfuslu bir ülke daha güçlü olacaktır. Güçlü bir Türkiye isteniyorsa iki yakasını bir araya getirebilen sağlıklı bir nüfus olmalıyız” diye konuştu. |
Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesi harekatın ardından terörist cesetlerinin fotoğraflarını yayınlamayı reddetti.
Bizzat Genelkurmay Başkanı böyle bir davranışın insancıl olmayacağını vurguladı.
Merak edilen fotoğraflar önceki gün ABD‘nin Washington Post gazetesinde yayınladı.
Yayınlanan fotoğraflardaki bebek katili teröristler, sözde “romantik devrimciler” gösterilmek istendi.
Bu yaklaşım PKK’nın gerçek yüzünü bilen Türk kamuoyunda şaşkınlık ve öfkeye neden oldu.
Fotoğraflar ve altına yazılan uydurma hikayelerin belli bir amaca hizmet ettiği bütün çıplaklığıyla ortadaydı.
Batı basını daha önce de teröristleri sevimli göstermeye çalışmıştı.
Ancak bu kez zamanlama başka amaçlar olduğunu da ortaya koyuyor.
Peki neydi amaç?
Bebek katili Öcalan’la özdeşleşmiş Derince katliamında can veren kundaktaki bebeği mi unutturmak istiyorlardı?
Ya da geçen ocakta Diyarbakır’da dershaneden çıkarken katledilen masum yavruları mı?
Belki de sınır ötesi harekata ismi verilen 13 Gabar şehidinden Kasım Aksoy’un delik çorabıyla hafızalarımıza kazınan 3 yaşındaki kızı Güneş’in acısını unutturmak için yapılan bir propagandaydı.
Washington Post, bu teröristlerin 40 bin kişinin kanına girdiğini görmezden gelerek onların yalanlarını tek taraflı haberleştirdi.
Hatta PKK’yı dünyaya tanıtmak için kurgulanan bir fotoğraf vardı ki (sağ üstte) terör örgütü gerçeğini bilenleri beyninden vurdu.
Sözde son kara harekatında kullanılan bombalar bir anne ayıyı öldürmüş bebek katili teröristler birden bire yavru ayının koruyucu meleği kesilmişlerdi.
Bombalar altında yavru ayı için biberon ve süt bulunmuş, ona anne şefkati verilmişti.
Kucağına aldığı ayı yavrusunu biberonla besleyen teröristi gösteren fotoğrafın altında ise aynen şöyle yazıyor: “Annesini Türk ordusunun bombardımanında kaybeden yavru ayı, artık ‘Kürt gerillalara’ emanet…”
Bu iki yüzlülüğe yazıklar olsun diyor ve yorumu size bırakıyoruz.
PKK’nın nasıl bir bebek katili sürüsü olduğunu unutanlar için bir hatırlatma yapma ihtiyacı hissettik.