Gereksizbiri

Haziran 12, 2010

Kırgızistan yönetimi Rusya’dan asker istedi

Kırgızistan’da geçici yönetim ülkenin güneyindeki etnik kökenli şiddet olaylarını bastırmada Rusya’dan yardım istedi.

Ülkenin geçici lideri sükuneti sağlamak için dışarıdan silahlı güçlerin müdahelesine ihtiyaç olduğunu söylüyor.

Ancak Rusya Savunma Bakanlığı BBC’ye yaptığı açıklamada bölgeye asker göndermeyi planlamadıklarını bildirdi.

Kırgız güvenlik güçleri ülkenin güneyindeki Oş kentindeki etnik çatışmaları kontrol altına almada zorlanıyor.

Ülkenin en büyük ikinci kenti Oş’ta çıkan şiddet olaylarında ölenlerin sayısı en az 60, yaralı sayısı da 600′ün üzerinde.

Şiddet olayları ikinci günde de sürerken, binlerce kişi Kırgızlarla Özbek kökenliler arasındaki çatışmalardan kurtulmak için Özbekistan sınırına kaçıyor.

Özbeklerin evleri ve kentin en büyük pazarı alevler içinde; görgü tanıkları da hala silah sesleri duyulduğunu söylüyor.

Olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağı ilan eden geçici yönetim, Rusya’dan bölgeye asker göndermesi istedi.

Yerel kaynaklara göre Kırgız ve Özbek kökenli rakip çeteler arasındaki anlaşmazlık önceki gün akşam saatlerinden itibaren silahlı çatışmaya dönüştü.

Oş’ta çok sayıda Özbek, daha çok bir arada, kendilerine ait semtlerde yaşıyor.

Oş aynı zamanda, Nisan ayında devrilen eski Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in kalesi konumunda.

Nisan ayında protestocular ve hükümet güçleri arasındaki şiddetli çatışmalardan ardından cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev ülkeden kaçarak Belarus’a gitmişti.

Ancak o tarihten bu yana geçici hükümet ülkede düzen sağlamakta zorlanıyor.

Bölge muhabirleri, bu son gerginliklerin ardından, Kırgız ve Özbekler arasında etnik çatışmaların başka kesimlerde de alevlenmesinden kaygı duyulduğunu belirtiyor.

Kırgız yetkililerin yanı sıra Rusya, Çin ve ABD de halka itidal çağrısında bulundu.

Kırgızistan’da hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.

Kırgızistan’da görev yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Andrea Berg, bu gerginlikleri ülkedeki siyasi sorunların Nisan ayından bu yana çözülmemiş olmasıyla da ilişkilendiriyor.

Türkiye Filistin’in bütünleşmesinde rol alabilir

Türkiye, Filistin’in yeniden bütünleşmesinin önünde engel olan Hamas ve El Fetih arasındaki derin güvensizliğin ortadan kaldırılmasında önemli rol oynayabilir.
İsrail’in Gazze ablukasını hafifletmesine yönelik beklentiler El Fetih ve Hamas’ın üzerinde, aralarındaki kan davasını bitirmek için yapılan baskıları artırdı. Ancak birbirine rakip olan iki taraf arasında yakın dönemde bir birliğin sağlanma olasılığı çok düşük görünüyor.
Ablukaya karşı gösterdiği mücadele ile Arapların övgüsünü kazanan Türkiye, iki taraf arasında arabuluculuk önerirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Filistin’deki ayrılığın sona ermesi gerektiğini belirtti.
Ancak Hamas ve El Fetih arasındaki sorunları aşmak çok kolay değil. Taraflar arasındaki derin güvensizlik, Filistin politikalarına fazlaca dahil olmuş bölge ülkelerinin nüfuzlarını kaybetmek istememeleri, Hamas ve El Fetih’in birleşmesinin önünde engel oluşturuyor.
Bu sorunlara ek olarak, ablukanın hafifletilmesinden cesaret alan Hamas, Filistin krizinin merkezindeki konularda yapılacak müzakerelerde daha etkin rol almak isteyecek gibi görünüyor.
TÜRKİYE’NİN ETKİSİ SINIRLI
Batı Şeria’daki Birzeit Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında dersler veren George Giacaman, Türkiye’nin oynayabileceği rolün kısıtlı olduğu görüşünde. Giacaman, Hamas ve El Fetih’in içinde bulunduğu ittifakların Türkiye’nin göstereceği baskıdan daha önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Filistin’deki bölünme Kahire’den Tahran’a, Şam’dan Washington’a kadar mevcut çekişmenin esiri olmuş durumda. Hamas İran ve Suriye tarafından desteklenirken, El Fetih’in başında olduğu Filistin Yönetimi ABD ve Mısır’dan destek görüyor.
İki taraf arasındaki husumet, 2007 yılında Hamas’ın Gazze Şeridi’nin kontrolünü elde etmesi ardından küçük çaplı iç savaşa dönüştü. Yasal bir seçimle rakibini deviren Hamas, İsrail’e gösterdiği düşmancı tutum nedeniyle, Batı’nın uyguladığı yaptırımlara maruz kalarak yönetimde zorluklar yaşadı.
Hem Hamas ve hem de El Fetih, Filistin’de birliği tekrar sağlamak istediklerini belirtirken, bu konunun Hamas’ın gücünü zayıflatmak için uygulanan Gazze ablukasının hafifletilmesiyle ilişkilendirilmesini istemiyor.
El Fetih’in ve Filistin Yönetimi’nin lideri Mahmud Abbas, yeniden birleşme için Hamas liderleriyle bütünleşme konusunu tartışmak için bir araya gelmeyi teklif etti. Ancak Abbas’ın bu hamlesi Hamas tarafından şüpheyle karşılandı. Hamas sözcüsü Sami Abu Zuhri, Abbas’ın sözlerinde ciddi olmadığını söyledi.
TÜRKİYE ÇIKMAZI SONLANDIRABİLİR
Abbas’ın Mısır tarafından hazırlanan planda gösterdiği ısrar, El Fetih için umutsuz bir girişimden başka bir şey değil. Ancak İsrail’e karşı tutumuyla Hamas’ın desteğini kazanan Türkiye, bu çıkmazdan çıkış için bir yol gösterebilir.
Erdoğan geçtiğimiz hafta Hamas’ın arabuluculuk için kendilerine yeşil ışık yakmış olduğunu belirtti ve aynı yaklaşımı El Fetih’ten de görmesi gerektiğini belirtti.
Abbas, Türkiye’nin çabalarına değer verdiğini belirtti. Ancak ablukanın hafifletilme olasılığını gören Hamas, eline güçlü bir kart geçtiği düşüncesiyle yeniden bütünleşme konusunda daha az uzlaşmacı eğilim gösterebilir.
Hamas, yeniden bütünleşme için konulan İsrail’i tanıması ve Tel Aviv’e yönelik şiddetini azaltması şartlarını kabul etmeye yanaşmıyor. Abbas’ın, Hamas ile görüşmesini istediği heyetin üyesi olan Hany El Masri, Hamas’ın hiçbir şart altında hiçbir koşulu kabul etmeyeceğini belirtti.
Masri, iki grubun da yeniden bütünleşmeye yönelik özel bir isteği olduğunu ancak uluslararası ve bölgesel oyuncuların olumsuz etkilerinin sürdüğünü ifade etti.

Türkiye, Filistin’in yeniden bütünleşmesinin önünde engel olan Hamas ve El Fetih arasındaki derin güvensizliğin ortadan kaldırılmasında önemli rol oynayabilir.
İsrail’in Gazze ablukasını hafifletmesine yönelik beklentiler El Fetih ve Hamas’ın üzerinde, aralarındaki kan davasını bitirmek için yapılan baskıları artırdı. Ancak birbirine rakip olan iki taraf arasında yakın dönemde bir birliğin sağlanma olasılığı çok düşük görünüyor.   Ablukaya karşı gösterdiği mücadele ile Arapların övgüsünü kazanan Türkiye, iki taraf arasında arabuluculuk önerirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Filistin’deki ayrılığın sona ermesi gerektiğini belirtti.    Ancak Hamas ve El Fetih arasındaki sorunları aşmak çok kolay değil. Taraflar arasındaki derin güvensizlik, Filistin politikalarına fazlaca dahil olmuş bölge ülkelerinin nüfuzlarını kaybetmek istememeleri, Hamas ve El Fetih’in birleşmesinin önünde engel oluşturuyor. Bu sorunlara ek olarak, ablukanın hafifletilmesinden cesaret alan Hamas, Filistin krizinin merkezindeki konularda yapılacak müzakerelerde daha etkin rol almak isteyecek gibi görünüyor. TÜRKİYE’NİN ETKİSİ SINIRLIBatı Şeria’daki Birzeit Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında dersler veren George Giacaman, Türkiye’nin oynayabileceği rolün kısıtlı olduğu görüşünde. Giacaman, Hamas ve El Fetih’in içinde bulunduğu ittifakların Türkiye’nin göstereceği baskıdan daha önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Filistin’deki bölünme Kahire’den Tahran’a, Şam’dan Washington’a kadar mevcut çekişmenin esiri olmuş durumda. Hamas İran ve Suriye tarafından desteklenirken, El Fetih’in başında olduğu Filistin Yönetimi ABD ve Mısır’dan destek görüyor. İki taraf arasındaki husumet, 2007 yılında Hamas’ın Gazze Şeridi’nin kontrolünü elde etmesi ardından küçük çaplı iç savaşa dönüştü. Yasal bir seçimle rakibini deviren Hamas, İsrail’e gösterdiği düşmancı tutum nedeniyle, Batı’nın uyguladığı yaptırımlara maruz kalarak yönetimde zorluklar yaşadı. Hem Hamas ve hem de El Fetih, Filistin’de birliği tekrar sağlamak istediklerini belirtirken, bu konunun Hamas’ın gücünü zayıflatmak için uygulanan Gazze ablukasının hafifletilmesiyle ilişkilendirilmesini istemiyor. El Fetih’in ve Filistin Yönetimi’nin lideri Mahmud Abbas, yeniden birleşme için Hamas liderleriyle bütünleşme konusunu tartışmak için bir araya gelmeyi teklif etti. Ancak Abbas’ın bu hamlesi Hamas tarafından şüpheyle karşılandı. Hamas sözcüsü Sami Abu Zuhri, Abbas’ın sözlerinde ciddi olmadığını söyledi. TÜRKİYE ÇIKMAZI SONLANDIRABİLİRAbbas’ın Mısır tarafından hazırlanan planda gösterdiği ısrar, El Fetih için umutsuz bir girişimden başka bir şey değil. Ancak İsrail’e karşı tutumuyla Hamas’ın desteğini kazanan Türkiye, bu çıkmazdan çıkış için bir yol gösterebilir. Erdoğan geçtiğimiz hafta Hamas’ın arabuluculuk için kendilerine yeşil ışık yakmış olduğunu belirtti ve aynı yaklaşımı El Fetih’ten de görmesi gerektiğini belirtti. Abbas, Türkiye’nin çabalarına değer verdiğini belirtti. Ancak ablukanın hafifletilme olasılığını gören Hamas, eline güçlü bir kart geçtiği düşüncesiyle yeniden bütünleşme konusunda daha az uzlaşmacı eğilim gösterebilir. Hamas, yeniden bütünleşme için konulan İsrail’i tanıması ve Tel Aviv’e yönelik şiddetini azaltması şartlarını kabul etmeye yanaşmıyor. Abbas’ın, Hamas ile görüşmesini istediği heyetin üyesi olan Hany El Masri, Hamas’ın hiçbir şart altında hiçbir koşulu kabul etmeyeceğini belirtti. Masri, iki grubun da yeniden bütünleşmeye yönelik özel bir isteği olduğunu ancak uluslararası ve bölgesel oyuncuların olumsuz etkilerinin sürdüğünü ifade etti.

Tartışmalı seçimlerin yıl dönümünde İran rejimi topallıyor

İran’daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci yıl dönümünde dini lider Hamaney’in ülke içindeki meşruiyeti zedelenirken, Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad da artık eski gücünde değil. Bugün, İran rejiminin cumhuriyet ayağı sağlam, ama İslam ayağı topallıyor.
Halkın öfkesi İran rejimini yıkamadı ancak İslam Cumhuriyeti’ne zarar verdi. Diğer yandan, ülke içindeki çatışma rejimin süregelen istikrarını tehdit ediyor.
İran’da 12 Haziran 2009 tarihinde düzenlenen 10’uncu devlet başkanlığı seçimleri, İslami Cumhuriyetin yüzünü ebediyen değiştirdi. Benzeri görülmemiş halk öfkesi dini lider Ayetullah Ali Hamaney rejiminin meşruiyetini hiç olmadığı kadar yaraladı.
Aynı zamanda, Hamaney’in kurduğu rejimde seçimlerden bu yana yaşanan iç çatışmalar, rejim içindeki farklı grupların uzlaşma zemininin ciddi şekilde zarar görmesine neden oldu.
Gösteriler bir devrim başlatmadı ama artık aynı ülkeyi ele almadığımızı gösterdi. Protesto gösterilerinin en büyük stratejik sonucu, Hamaney’in Batı ile yakınlaşmaktan geçmişte hiç olmadığı kadar korkmasına sebep olması oldu. Bu yüzden ABD Başkanı Barak Obama’nın geçen yılki nükleer takas teklifini reddetti. Yoksa Hamaney güçlü ekonomik ve ticari ilişkilere devam ederken uranyum zenginleştirmeye devam edebilirdi.
İRAN DIŞINDAKİ ŞİİLERİN DESTEĞİ ÖNEMLİ
Batıyla olan ilişkilerine tamamen zıt olarak, geçen yıl yaşanan olaylar İran’ın dini liderinin sempatik Müslüman ülkeler ve Hamas ile Hizbullah gibi oluşumlarla olan ilişkilerine her zaman olduğundan daha fazla güvendiğini ortaya koydu.
Hamaney, ülkesindeki meşruiyeti lekelendiğinden beri, Batı’nın askeri veya politik saldırılarını savuşturmak ve rejimini ayakta tutabilmek için müttefik olarak kullanabileceği bu tür ülkeler üzerinde nüfuzunu kullanmayı düşünüyor.
İran, Irak ve Lübnan’ın Şii liderlerinin desteğine sadece politik sebeplerden değil, dini sebeplerden dolayı da büyük önem veriyor. Bunun sebebi, Irak’ın Necef kentinin Büyük Ayetullah Ali Sistani sayesinde bugünlerde Şiiler için en önemli dini merkez haline gelmesi.
Çok sayıda Şii, Ali Sistani’yi, Hamaney’in de üzerinde, Şii dünyasının en kalifiye dini bilgini kabul ediyor. Eğer Hamaney, ardından gelecek kişinin İran’ın dışındaki Şiilerin de desteğini almasını istiyorsa, Sistani’nin ve Necef’teki ruhani sınıfın onayına ihtiyacı var.
HAMANEY ADINI KORUYAMAYABİLİR
Hamaney’in, kendisinden sonra gelecek dini lider olması için oğlu Mücteba’nın dini itibarını artırmaya çalıştığına dair doğrulanmamış haberler şimdiden mevcut. Ancak Mücteba’nın kendi meziyetlerinden değil de babasının bağlantıları ve itibarıyla gerçekleştirdiği yükseliş, Ali Sistani tarafından kabul görmedi.
Bu Hamaney için yolun sonu olduğu anlamına gelmiyor. Tersine, Hamaney Sistani ve Şii dünyasındaki diğer önemli dini liderlerle ilişkilerini geliştirmek için çaba gösterecek. Aksi takdirde, ülkesinde meşruiyeti büyük zarar görmüş olan Hamaney, ardından gelecek ismin kim olacağı konusunda etkin bir tavır ortaya koyamazsa, ölümü ardından unvanını elde etmek için yaşanacak iç çatışma İran’ın istikrarı için ölümcül olabilir.
Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad ve diğer muhaliflerin arasındaki iç çatışma yeni boyutlara ulaştı. Bugün güçsüz ve kifayetsiz bir yetkili olarak görülen Ahmedinejad, koltuğunda Hamaney ile olan yakın bağları sayesinde oturuyor.
Ahmedinejad’ın kazandığı tartışmalı seçimler İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmedi. Topallamasına rağmen ayakta duruyor. Cumhuriyetçi ayağın beli bükülmüş durumdayken, İslami ayak dimdik duruyor. Ancak birçok insan hala İslami ayağın tüm rejimi ne kadar ayakta tutabileceğini sorguluyor.
*Ortadoğu analisti Meir Javedanfar’in makalesinin Türkçe’ye çevrilmiş halidir.

İran’daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci yıl dönümünde dini lider Hamaney’in ülke içindeki meşruiyeti zedelenirken, Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad da artık eski gücünde değil. Bugün, İran rejiminin cumhuriyet ayağı sağlam, ama İslam ayağı topallıyor.
Halkın öfkesi İran rejimini yıkamadı ancak İslam Cumhuriyeti’ne zarar verdi. Diğer yandan, ülke içindeki çatışma rejimin süregelen istikrarını tehdit ediyor.       İran’da 12 Haziran 2009 tarihinde düzenlenen 10’uncu devlet başkanlığı seçimleri, İslami Cumhuriyetin yüzünü ebediyen değiştirdi. Benzeri görülmemiş halk öfkesi dini lider Ayetullah Ali Hamaney rejiminin meşruiyetini hiç olmadığı kadar yaraladı.    Aynı zamanda, Hamaney’in kurduğu rejimde seçimlerden bu yana yaşanan iç çatışmalar, rejim içindeki farklı grupların uzlaşma zemininin ciddi şekilde zarar görmesine neden oldu.    Gösteriler bir devrim başlatmadı ama artık aynı ülkeyi ele almadığımızı gösterdi. Protesto gösterilerinin en büyük stratejik sonucu, Hamaney’in Batı ile yakınlaşmaktan geçmişte hiç olmadığı kadar korkmasına sebep olması oldu. Bu yüzden ABD Başkanı Barak Obama’nın geçen yılki nükleer takas teklifini reddetti. Yoksa Hamaney güçlü ekonomik ve ticari ilişkilere devam ederken uranyum zenginleştirmeye devam edebilirdi.   İRAN DIŞINDAKİ ŞİİLERİN DESTEĞİ ÖNEMLİBatıyla olan ilişkilerine tamamen zıt olarak, geçen yıl yaşanan olaylar İran’ın dini liderinin sempatik Müslüman ülkeler ve Hamas ile Hizbullah gibi oluşumlarla olan ilişkilerine her zaman olduğundan daha fazla güvendiğini ortaya koydu. Hamaney, ülkesindeki meşruiyeti lekelendiğinden beri, Batı’nın askeri veya politik saldırılarını savuşturmak ve rejimini ayakta tutabilmek için müttefik olarak kullanabileceği bu tür ülkeler üzerinde nüfuzunu kullanmayı düşünüyor. İran, Irak ve Lübnan’ın Şii liderlerinin desteğine sadece politik sebeplerden değil, dini sebeplerden dolayı da büyük önem veriyor. Bunun sebebi, Irak’ın Necef kentinin Büyük Ayetullah Ali Sistani sayesinde bugünlerde Şiiler için en önemli dini merkez haline gelmesi. Çok sayıda Şii, Ali Sistani’yi, Hamaney’in de üzerinde, Şii dünyasının en kalifiye dini bilgini kabul ediyor. Eğer Hamaney, ardından gelecek kişinin İran’ın dışındaki Şiilerin de desteğini almasını istiyorsa, Sistani’nin ve Necef’teki ruhani sınıfın onayına ihtiyacı var. HAMANEY ADINI KORUYAMAYABİLİRHamaney’in, kendisinden sonra gelecek dini lider olması için oğlu Mücteba’nın dini itibarını artırmaya çalıştığına dair doğrulanmamış haberler şimdiden mevcut. Ancak Mücteba’nın kendi meziyetlerinden değil de babasının bağlantıları ve itibarıyla gerçekleştirdiği yükseliş, Ali Sistani tarafından kabul görmedi. Bu Hamaney için yolun sonu olduğu anlamına gelmiyor. Tersine, Hamaney Sistani ve Şii dünyasındaki diğer önemli dini liderlerle ilişkilerini geliştirmek için çaba gösterecek. Aksi takdirde, ülkesinde meşruiyeti büyük zarar görmüş olan Hamaney, ardından gelecek ismin kim olacağı konusunda etkin bir tavır ortaya koyamazsa, ölümü ardından unvanını elde etmek için yaşanacak iç çatışma İran’ın istikrarı için ölümcül olabilir. Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad ve diğer muhaliflerin arasındaki iç çatışma yeni boyutlara ulaştı. Bugün güçsüz ve kifayetsiz bir yetkili olarak görülen Ahmedinejad, koltuğunda Hamaney ile olan yakın bağları sayesinde oturuyor. Ahmedinejad’ın kazandığı tartışmalı seçimler İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmedi. Topallamasına rağmen ayakta duruyor. Cumhuriyetçi ayağın beli bükülmüş durumdayken, İslami ayak dimdik duruyor. Ancak birçok insan hala İslami ayağın tüm rejimi ne kadar ayakta tutabileceğini sorguluyor. *Ortadoğu analisti Meir Javedanfar’in makalesinin Türkçe’ye çevrilmiş halidir.

Aralık 2, 2009

Necmettin Erbakan

Filed under: Önemli Kişiler — gereksizbiri @ 8:26 am
Tags:

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, (d. 29 Ekim 1926, Sinop). Türk mühendis, akademisyen ve siyasetçi. Eski milletvekili ve başbakan.Koalisyon hükümeti Başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası bir yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7.5 oranında büyümüş ve Türkiye’nin GSMH’si Dünya toplamının binde 11.96′sınden binde 12.37′sine yükselmiştir.[1]

Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Baba tarafı Adana’nın Kozan ilçesinin tanınmış ailelerinden. İlk öğrenimine Kayseri’de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon’da tamamladı. İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirdi . İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden 1954 yılında mezun oldu. Teknik üniversitedeki sınıf arkadaşlarından birisi de Süleyman Demirel’dir. Fakülte’ye 2. sınıftan başlamıştı. Üniversite yıllarında okula mescid açılmasına öncülük etti. Aynı yıl aynı yerde Motorlar Kürsüsünde Asistan oldu.

Üniversite tarafından 1951′de gönderildiği Almanya’da Reinisch Westfalische Technische Hochschule Aachen: RWTH Aachen (Aachen Teknik Üniversitesi)’da doktorasını yaptı. Alman Ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi’nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı ve Alman Üniversiteleri’nde doktorasını verdi, 1953′de Doçentlik sınavını vermek üzere İstanbul’a döndü. 27 yaşında 1954′de İTÜ’de Doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere tekrar Federal Almanya’nın Deutz fabrikalarına gitti. Leopard tanklarını geliştirme çalışmasında araştırma başmühendisi olarak görev aldı (1951-54). Mayıs 1954-55 arasında askerlik yaptı. Tekrar Üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor’u kurdu ve Motor üretimini gerçekleştirdi. 1965′te Profesör unvanlarını aldı. 1967′de TOBB Genel Sekreterliği’ne seçildi. Aynı yıl Nermin Erbakan’la (1943-2005) evlendi.

1969′da Adalet Partisi’nden milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için,Konya’dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 1970′de Milli Nizam Partisi’ni kurdu, ancak parti kısa bir süre sonra Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 11 Ekim 1973′de MNP kadrosuyla Milli Selamet Partisi’ni kurdu. 1974-1978 döneminde üç ayrı kaolisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı yaptı. 1973 seçimlerinde Milli Selamet Partisi 48 milletvekili çıkardı.Bu dönemde, Kıbrıs Barış Harekatı’nın yapılmasını savundu ancak harekattan sonra adanın tamamının ele geçirilmesi ve harekatı o bölgedeki Türk vatandaşlarının haklarının savunmaktansa bir fetih harekatına dönüştürmeyi amaçlayan görüşleriyle hükümeti zor duruma soktu.Bu olay koalisyon hükümetin dağılmasına en büyük etkenlerden birisidir. 17 Kasım 1974′de hükümet dağıldı.Daha sonra 1977 seçimlerinde Milli Selamet Partisi yarı yarıya oy kaybederek 24 milletvekili çıkardı.

6 Eylül 1980′de partisinin Konya ‘da düzenlediği Kudüs Mitingi’nde olaylar çıktı.Miting bir şeriat propogandasına dönüştü. Daha sonraları 12 Eylül’ü yapan generallar bu mitingin 12 Eylül Askeri müdahalesi’nin sebeblerinden birisi olduğu söylenmiştir.

12 Eylül’de bir süre İzmir Uzunada’da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980′de 21 MSP yöneticisiyle birlikte ‘MSP’yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak ‘ suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981′de serbest bırakıldı ve beraat etti.

1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 1987′de halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 19 Temmuz 1983′te kurulan Refah Partisi’ne daha sonra genel başkan seçildi. 1991 seçimlerinde Konya’dan milletvekili oldu.

Refah Partisi 1995 seçimlerinde 158 milletvekili ile birinci parti oldu. DYP-ANAP koalisyonu başarısız olunca DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde 28 Haziran 1996′da başbakan olarak göreve başladı.

28 Şubat 1997 tarihli MGK ‘da alınan kararlar ve ardından yaşanan 28 Şubat süreci , 18 Haziran 1997 ‘de Necmettin Erbakan’ın Başbakanlık görevinden istifa etmesine yol açtı.

21 Mayıs 1997′de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, RP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu ve RP kapatıldı. Kurucusu olduğu Milli Görüş Hareketi’nin 2001 yılında bölünmesinden sonra Erbakan’ın da desteklediği Milli Görüş’çü kanat Recai Kutan başkanlığındaki Saadet Partisi’ni kurdu. Hakkında açılan kayıp trilyon davasından sonra cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından cezasının affedilmesi üzerine ev hapisi kaldırıldı.

Namık Kemal

Filed under: Önemli Kişiler — gereksizbiri @ 8:25 am
Tags:

1888′de mutasarrıflıkla sürgüne gönderildiği Sakız Adası’nda vefat etmiş, Türk Edebiyatında öncü niteliği bulunan şair ve tiyatro yazarıdır. “Vatan şairi” olarak da anılır.

Namık adını ona büyükbabasını arkadaşı olan Eşref Paşa vermiştir. Babası, Mustafa Asım’dır. Çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşlarında İstanbul’a babasının yanına döndü.

1863′te Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865′te kurulan ve daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867′de kapatıldı.

Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi çeşitli engeller çıkarıp erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçerek M. Fazıl Paşa’nın parasal desteğiyle Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı Muhbir gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi’yle anlaşamaması üzerine Muhbir’den ayrıldı. 1868′de gene M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Hürriyet adı altında başka bir gazete çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa’da desteksiz kalınca, 1870′te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a döndü.

Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872′de İbret gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete hükümetçe dört ay süreyle kapatıldı. Namık Kemal gene İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı Vatan Yahut Silistire oyunu, 1873′te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde halkı coşturup olaylara neden oldu. Bu haberi İbret gazetesinin yazması üzerine o sırada İstanbul’a dönmüş olan Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa’ya sürgüne gönderildi.

1876′da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca II. Abdülhamid’in Meclis-i Mebusan’ı kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası’na sürüldü. 1879′da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884′te Rodos, 1887′de Sakız Adası’na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu’da Bolayır’da gömüldü.

Tanzimat döneminin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamlarından birisidir. ”Toplum için sanat” anlayışı benimsemiştir. Sanatı, toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanmıştır. Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlamıştır. Divan edebiyatının süslü-sanatlı düz yazısı yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir düzyazıyı kullanmıştır. Eserlerinde noktalama işaretlerini kullanmıştır. Gençliğinde Divan Edebiyatı tarzında şiirler yazmış, Avrupa’ya gittikten sonra yeni edebiyatı benimsemiş ve o yolda yapıtlar vermiştir. Namık Kemal, Fransız edebiyatını örnek almış, romantizmin etkisinde kalmıştır. Şiirleri biçim bakımından eski, konu bakımından yenidir. Yurt, ulus, özgürlük gibi konuları işlemiştir. Ayrıca şiirlerinde mücadeleci tipte bir insan yaratmıştır. Tiyatroyu “eğlencelerin en faydalısı” olarak nitelemiş, halkın eğitilmesinde okul gibi görmüş, sahne dili ve tekniği yönünden başarılı yapıtlar vermiştir.

Tarihte Bugün

Olaylar

Doğumlar

Ölümler

Marquis de Sade

Varımlı’nın Ölümü İntihar mı Cinayet mi?

Filed under: Önemli Kişiler,Türkiye — gereksizbiri @ 8:16 am
Tags: , ,

Milli Savunma Bakanlığı eski Teftiş Kurulu Başkanı emekli Albay Ali Belgütay Varımlı’nın şüpheli ölümü gündemdeki yerini koruyor.

Albay Varımlı’nın darbe planlarını ve bazı yolsuzlukları deşifre eden kişi olması, ölümü üzerindeki sis perdesini daha da genişletiyor.

Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Heyetleri Kurulu eski Başkanı emekli Albay Ali Belgütay Varımlı’nın ölümü üzerinde başlayan tartışmalar sürüyor.

Emekli Albay Varımlı’nın, 20 Kasım sabahı Göztepe’deki bir apartmanın dokuzuncu katında bulunan evinin balkonundan atlayarak hayatına son verdiği belirtilmişti.

Ancak zamanla ortaya çıkan iddialar Albay Varımlı’nın bir cinayete kurban gitmiş olma ihtimalini güçlendirdi.

Varımlı’yı Ergenekon mu Öldürdü?
Üçüncü Ergenekon iddianamesi, bu ölümün şifrelerine ilişkin bazı ipuçlarını veriyor.

Ergenekon davasında tutuksuz yargılanan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’da ele geçirilen bir belgede, Varımlı ile ilgili çarpıcı iddialara yer veriliyor.

Ergenekon sanığı Şener Eruygur, kendisinde ele geçirilen yazıda, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın tüm bu iddialardan haberdar olduğunu ancak hakkında hazırlanan irtica dosyası yüzünden iddiaların üzerine gidemediğini de söylüyor.

Darbe Planlarının Deşifresinde Etkin Rol
Emekli Albay Belgütay Varımlı’nın, bazı darbe planlarının deşifre edilmesinde de etkin rol oynadığı ortaya çıktı.

İddiaya göre Ergenekon’un üçüncü iddianamesinde de yer alan ‘Sarıkız’ kod adlı darbe planını Albay Varımlı deşifre etti.

Belgütay Varımlı’nın, ayrıca Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Emekli Oramiral İlhami Erdil’in yolsuzluktan yargılandığı davada ifade verdiği ve Erdil’in ceza almasında etkili olduğu ortaya çıktı.

Tüm bu iddialar, ‘Varımlı’nın ölümü aslında bir cinayet mi?’ ve ‘bu cinayetin arkasında Ergenekon mu var?’ sorularını akla getiriyor.

Daha önce, Ergenekon soruşturması kapsamında ifadelerine başvurulan ya da gözaltına alınan 4 deniz subayı da, esrarengiz bir biçimde ölmüştü.

İddialar, Emekli Albay Varımlı’nın ölümünün de cinayet olma ihtimalini güçlendiriyor.

Ağustos 21, 2008

Hayattan Öğrenilecek 20 Ders

20 önemli ders

Hayattan ögrenebilecegimz dersleri illa okumamıza gerek yok..Aslında yaşarken hayat zaten iyi yada kötü ( genelde bana kötü) dersler veriyor..Ama hayat bize ders vermeden önce Andrew Galasetti isimli bir insan bize önerilerde bulunacak..

İşte bu 20 tane öneri; (okunamızda yarar var) 

1. Fırsatları siz yaratmalı ve kovalamalısınız:
Fırsatlar çok nadiren kendisini aramayan birilerinin kapısını çalar. Fırsatları siz yaratmalı ve kendiniz aramalısınız. İnisiyatifi ele alıp işleri sizin yürütmeniz ve kapıları sizin açtırmanız gerekecektir.

2. Olumsuz düşünce size sadece daha fazla olumsuzluk getirir:
Olumsuz düşüncelere odaklandığınızda bütün görüp göreceğiniz nimet olumsuzluğun kendisi olacaktır. Hayatta olumlu şeyleri aramazsanız, olumlu şeyler başınıza gelse bile siz onun sadece olumsuz yanlarını görebiliyor olabilirsiniz.

3. Bulunduğunuz konum, sizin neler yapabileceğinizi belirlemez:
Evsiz biri de olsanız, konaklarda da yaşasanız, zengin veya fakir de olsanız veya hatta üniversiteden tam notla mezun da olsanız veya sınıfta kalmış olsanız bile; bunların gelecekte bir etkisi yoktur. Bu görüş açısını destekleyecek çok fazla sayıda başarı öyküsü vardır. Eğer azminiz ve yeteniğiniz varsa ulaşamayacağınız nokta yoktur. Kendi sınırlarınızı ve ufkunuzu siz kendiniz tayin edersiniz.

4. Başkalarına yardımcı olamıyorsanız, kendinize de faydanız yoktur:
Sadece başkaları için kapıyı tutmak veya buna benzer basit bir jest bile olsa sizin hayatınızda mucizeler yaratır. Hem kendinizi harika hissedecek hem de yaptığınız iyilik hayat yolunda bir şekilde size geri dönecektir, siz farketseniz de farketmeseniz de… Başkalarına yardım etmiyorsanız, onlar da size yardım etmeyeceklerdir ve aslında yardım etmeleri de gerekmiyor demektir.

5. Kişisel tutkunuzu takip edin, para da sizi takip edecektir:
Tutkunuz varsa ve işinizi yaparken keyif alıyorsanız ben buna “iş” demem. O işte yeni bir şeyler yaratmak için odaklanın ve daha fazla tutkuyla davranırsanız eninde sonunda para size gelecektir. Eğer sadece paraya odaklanırsanız, para size gelmeyecektir çünkü siz sadece miktara odaklanmışsınız demektir, kaliteye değil.

6. Kendinizden keyif alın:
Mümkün olduğunca hoşça vakit geçirin, herşeyi ciddiye almayın. Endişelerinizi kenara itin ve keyifli şeyleri yakınınıza çekin.

7. Eğer kolay olsaydı herkes yapardı:
İşte bu yüzden “çabucak zengin olma” reçetelerinin hiçbiri işe yaramaz. Eğer bu kadar kolayu ve çabuk yoldan zengin olmam mümkün olsa o zaman herkes milyoner olurdu. Para kazanmak ve size verilen görevi başarmak sıkı çalışmayı gerektirir ama harcadığınız çabaların karşılığını en sonunda alırsınız.

8. Planlı olmak iyidir ama spontan olmak da iyidir:
İş hayatında ve özel hayatta geleceği planlamak önemlidir ama bu planı çabucak değiştirebilecek durumda olmak da önemlidir. Bazen çeşitli insanlar ve olaylar planlarınızla sizin aranıza girecektir, işte o yüzden yeri gelince planlarınızı değiştirmeniz veya iptal etmeniz gerekecektir. Arada bir spontan olun, o zaman hayat çok daha ilginçleşecektir.

9. Pek çok yeteneğiniz var:
Yetenekli bir atlet veya müzisyen olabilirsiniz ama belki de sizin bilmediğiniz on tane daha yeteneiğiniz olabilir. İnsanlar iyi yapabildikleri bir şey bulunca genellikle ona odaklanırlar ve daha başka hangi alanlarda yetenekleri olabileceğini düşünmezler.

10. Ödül almaksızın sıkı çalışmayın:
Eğer hayat yolunda kendinize iyi davranmıyorsanız, rüyalarınız gerçekleştirmek için sıkı çalışmanın anlamı nedir? Büyük veya küçük başardığınız her zorluğun uygun bir ödlü olmalıdır, bir günlük tatil veya bir dilim kek gibi…

11. Para mutluluk getirmez:
Dediğim gibi, peşinde koştuğunuz asıl amaç para olmamalı ama para kazandığınız zaman bir şeyleri başarmış olduğunuzu bilirsiniz. Bunu bilmek de güzel bir histir ve size mutluluk verir çünkü kendi istediklerinizi yapacak daha fazla zaman ve özgürlük kazandığınızı da bilirsiniz.

12. Başka birinin başına her zaman daha kötüsü gelmiştir:
Bazen kötü bir gün geçirmişsinizdir ama kötümserliğe kapılmadan önce durun ve düşünün, her gün sizden daha kötü bir gün geçirmiş milyonlarca insan var şu dünyada.

13. Başkalarına ihtiyacınız var:
Elinizden geldiğince dost kazanın, arkadaş edinin. Ve asla köprüleri yakmayın. Başarı için başka insanlara ihtiyacınız olacaktır.

14. Açık fikirli olmak, daha fazla bilgi edinmenin anahtarıdır:
Dünya hakkında daha fazla şey öğrenmek için açık fikirli olmanız gerekir. Herşeye bir şans verin.

15. Başarısızlık çok iyidir:
Başarıya giden en önemli adım değilse bile en önemli adımlardan biri başarısızlıktır. En azından bir kere başarısızlığa uğramanız şarttır ama bir kaç defa başarısızlığa uğrarsanız daha iyidir. Başka türlü öğrenmeniz mümkün olmayan bir sürü şeyi başarısızlıklarınızdan öğrenirsiniz. Ve bir gün nihayet başarıya ulaştığınızda bunun değerini daha iyi anlayacaksınız.

16. Pek çok insan gerçekten iyidir:
Bu gerçeği çok yakınlarda farkettim. Pek çok insan iyidir ama bunu yabancılara pek göstermezler. Siz onları tanıdıkça ve onlar da sizi tanıdıkça muhtemelen ne kadar iyi insanlar olduklarını göreceksiniz.

17. Sözler ve düşünceler herşeyi kontrol eder:
Söylediğiniz veya düşündüğünüz şeyler eninde sonunda gerçekleşir. Başarısız olacağınızı söylerseniz başarısız olursunuz çünkü bunun gerçekleşmesi için nasıl olsa bir yol bulacaksınız demektir. Başarılı olacağınızı söylerseniz de aynı şey olur, bunu gerçekleştirmek için nasıl olsa bir yol bulursunuz.

18. Bakış açınızı gerçekliğin ta kendisidir:
Bir olayı veya durumu nasıl görüyorsanız, o da öyle var olur. Bir şeyi trajik veya olumsuz olarak görüyorsanız, onun sizin için anlamı odur. Eğer bir şeyi heyecan verici ve olumlu olarak görüyorsanız, o zaman onun sizin için anlamı da öyle olacaktır.

19. İlham ve motivasyon her yerdedir:
Nerede olduğunuzun hiç önemi yok, orada mutlaka size ilham vercek veya sizi motive edecek bir şeyler vardır. Çok uzaktaki bir ülkede savaşa girmiş ve kendidinizi korkunç şartlar bulmuş olabilirsiniz ama gene de orada sizi hayatta tutacak ve daha iyi bir şeyler için çabalamanızı sağlayacak bir şeyler olacaktır. Size düşense o sebebi görüp tanımak ve asla kaybetmemektir.

20. Dünyayı değiştirebilirsiniz:
Her bir insanın doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı değiştirebilme gücü vardır. Kendi hayatınızı değiştirdiğinizde doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı da değiştirmiş olursunuz. Kendi hayatınızı veya etrafınızdaki insanların hayatını değiştirdiğinizde dünyayı değiştirmişsiniz demektir. Yaptığınız küçük şeylerin dünyada büyük etkileri olabilir.

Köy muhtarından tapuyu 2 YTL’ye aldı 205 milyon Euro’ya alışveriş merkezi dikiyor

Türkiye’nin önde gelen sanayicilerinden Akın Holding, 1971’de Turgut Özal DPT Müsteşarı iken, İkitelli Köyü Muhtarı Cemal Bey ve ihtiyar heyetinden 2 YTL’ye aldığı arazide 205 milyon Euro’ya 212 İstanbul Alışveriş Merkezi ve rezidans projesini gerçekleştiriyor.

Akın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Akın, gayrimenkul sektörünü sevdiklerini belirterek, gayrimenkul yatırımlarına devam edeceklerini söyledi.

TÜRKİYE’nin önde gelen sanayicilerinden Akın Holding, 1971’de Turgut Özal Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarı iken İkitelli Köyü Muhtarı Cemal Bey ve ihtiyar heyetinden zamanın parasıyla 2 milyon liraya (2 YTL) aldığı arazide 205 milyon Euro’ya 212 İstanbul Alışveriş Merkezi ve rezidans projesini gerçekleştiriyor. Akın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Akın, bir zamanlar Edip İplik’in bulunduğu arazinin hikayesini şöyle anlattı: “Pamuk ipliği fabrikalarına teşvik veriliyordu. Biz de Edirne’de yatırım karar aldık. Edirne’de arsa ararken çok uzak olduğunu gördük. Turgut Özal’a aynı teşvik İstanbul için geçerli olur mu diye danıştık. Özal, 25 bin iğlik yerine 50 bin iğlik iplik yatırımı yaparsak olabileceğini söyledi. Bu yatırımı ancak 2 kademeli yapabileğimizi söyledim. Özal kabul etti; çok da sevindi. İstanbul’a en yakın bu 80 bin metrekarelik arsayı bulduk. O zaman burası İkitelli Köyü idi. Ruhsatı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alacağımızı düşündüm. İkitelli Köyü Muhtarı Cemal ve ihtiyar heyeti verdi. Edirne’nin Ed’i ile ipliğin ip’ini birleştirip, Edip İplik fabrikasını kurduk. O zaman bu civarda bir çiftlik ve kireç ocağından başka bir şey yoktu. Müthiş gelişti; fabrikalar kuruldu. Mahmutbey oldu sonra Bağcılar ilçesi kuruldu.”

1972’de Edip İplik fabrikasını açtıklarını ve 1994 yılında Fransız bir firmanın alışveriş merkezi (AVM) yapmak üzere fabrika arsasına 50 milyon dolar teklif ettiğini belirten Nuri Akın, “Hem fabrikayı taşıyıp hem de cebimize para koyabilecektik ama 1994 krizi çıkınca Fransızlar gitti. AVM fikri ilk o zaman oluşmuştu. 2005’te fabrikayı Lüleburgaz’a taşıdık. Şimdi tüketici ve kiracılarını mutlu edecek, Bağcılar ve İstanbul’un iftihar edeceği 212 İstanbul ortaya çıktı” diye konuştu.

Gayrimenkulü sevdi

2009 yılının mayıs ayında faaliyete geçmesi planlanan 212 İstanbul, bir alışveriş merkezi ile 540 rezidanstan oluşuyor. 115 milyon Euro’su alışveriş merkezi, 90 milyon Euro’su rezidans olmak üzere projenin toplam maliyeti 205 milyon Euro. Nuri Akın, diğer arazilerinde benzer projeler yapıp yapmayacaklarıyla ilgili olarak “Bu sektörü sevdim. Tekstilbank’taki hisselerimizi sattıktan sonra yapacak bir şey bulamıyordum. Bu iş çıktı; iyi oldu. Şimdi günde 16 saat çalışıyorum” dedi. Gayrimenkulün kendileri için önemli bir sektör olduğunu vurgulayan Akın, şunları söyledi: “Şu anda öncelikli olarak 212 projesini bitireceğiz. Sonra İstanbul’un değişik yerlerindeki gayrimenkullerimizi değerlendireceğiz. Zeytinburnu’nda bir arsamız var. Bundan sonrasında özellikle gayrimenkul geliştirme alanına kaymak istiyorum. Ama tekstil her zaman ısrar ettiğimiz ve iddialı olduğumuz bir alan olmaya devam edecek.”

Rakamlarla 212 İstanbul

Alışveriş merkezi projesi 115 milyon Euro’ya mal olacak.

90 milyon Euro’luk rezidansla birlikte projenin toplam maliyeti 205 milyon Euro.

Media-Markt 4.600 metrekare, Praktiker 9.300 metrekare ve Carrefour 11.600 metrekare alan ile projede yer alacak.

10 salonlu bir sinema bulunacak.

Proje 55.560 metrekare alan üzerine kuruluyor ve 230 bin toplam kapalı alana sahip.

180 mağaza alanı yoğun ilgi görüyor.

Proje 3 bin civarında kişiye istihdam sağlayacak.

Projenin rezidans kısmında 540 daire yer alacak.

Akın Holding, proje yapılacak Edip İplik Kavşağı’na maddi katkı da sağlayacak.

Masaya oturan Morgan Stanley kat irtifakına takıldı

212 Projesi’nde daha önce ortaklık konusunda yatırım fonu Morgan Stanley ile görüşme yaptıklarını belirten Nuri Akın, “Görüşmeler son aşamaya gelmişti. Ancak Almanya’da kat irtifakı diye bir şey olmadığı için… Almanya’daki hukuktan kaynaklanan bazı problemler nedeniyle anlaşma olamadı. Şu anda projeyi tek başımıza yapıyoruz. Özellikle bir ortak arayışımız yok ama gelenlere de kapımız açık” dedi.

Roth, 10 Euro kaparo verince ilk rezidansı kaptı

PROJENİN bulunduğu Mahmutbey’in ikinci bir Maslak olacağını kaydeden Nuri Akın, “Bölge son 10 yılda çok gelişti. Burada yaptığımız rezidansları da kısa bir süre sonra satışa çıkaracağız. İlk rezidansı Bodrum’dan komşum olan, arkadaşım Claudia Roth aldı. En büyük sorunu havalimanına gitmek için erken kalkmasıydı. Kırmızı gözlerle uçağa bindiğinden yakınıyordu. Burayı yaptığımı öğrenince 10 Euro kaparo verdi. İlk rezidansı kendisinin almak istediğini söyledi” dedi.

kaynak : hürriyet

Ağustos 19, 2008

baba vanga (vangelia pandeva dimitrova)

Filed under: Önemli Kişiler — gereksizbiri @ 8:14 am
Tags: , , , , ,

Dönemin, Osmanli Imparatorlugu altinda olan Bulgaristan’da (simdiki konumu ile Makedonya Cumhuriyeti) 30 ocak 1911 de dogdu. 13 yasinda yagmur seline kapilip toprak altinda kaldi ve iki gozu de iltihaplanip kapandi. yani tamamen gorme engelli. gelecegi goruyor fakat kaderi degistiremiyor. Dokundugu herhangi bir nesneyi butun ayrintilariyla tarif edebiliyor, bastigi toprakta yillar once ne olaylar gectigini bilebiliyordu.

[Resim]

[Resim]

Cocuklugundan beri yaptigi kehanetlerle cevresinde taninan Vanga Dimitrova’nin nami arttikca devletin gercek bir kurumu olarak calismaya baslamistir. Sofya Parapsisizm ve Telkin bilim Kurumu’nda Vanga Dimitrova ile gorusmek isteyenlerin randevulari ayarlanir, sorulan sorular, yapilan aciklamalar ve kehanetler dosyalanmaktadir. Gorusme ucretleri toplanarak parapsikolojik arastirmalari destekleyen devlet butcesine gider. Dimitrova ise devletten aylik maas almaktadir.

1996 yilindan bu yana resmi bir devlet memuru olarak kehanetleri bulunan Dimitrova’nin kehanetlerinin % 80′inin dogru ciktigi saptanmistir. Bu kehanetlerini nasil gerceklestirdigine yonelik calismalar da yilardir devam etmektedir. Kehanette bulunurken etrafinda olusan enerji alanlari, kehanetlerle oteki duyular disi idrak yetenekleri arasindaki iliski, beyninin diger insanlardan farkli calisip calismadigi ve psikolojik durumu surekli inceleme altindadir. Ancak butun bu calismalar belirli bir olgunluga ulasmadigi gerekcesiyle henuz aciklanmamistir.

1989 yilinda bir rus tv’sine yaptigi konusmada; “iki celik kus, kulelere carpacak gokyuzu aydinlanacak” (11 eylul 2001 saldirisini) ve “Kursk su altinda kalacak ve butun dunya arkasindan aglayacaktir” (1995′de yapilan ve 2000 yilinda batarak 118 rus askerine mezar olan denizalti) diye kehanetlerde bulunmustur. 1940-1945 yillari arasinda da (ki daha ikinci dunya savasi yeni bitmistir) bugunleri anlatan bir kehanetde bulunmustur..

[Resim]

2008 – 4 ulkenin 4 devlet baskanina suikast girisiminde bulunulacak ve bu 3.dunya savasinin baslama nedenlerinden biri olacak. dunyada surekli kargasalar yasanacak.
2010 – 3.dunya savasi kasim 2010 da baslayacak ve ekim 2014 yilina kadar surecek.
2011 – Radyoaktif dalgalarinin yogunlasmasi yuzunden hayvanlar ve bitkiler yok olma noktasina gelecek. Musluman ulkeler kimyasal savas ile avrupalilari yok edecek.
2014 – insanligin yarisi deri ve diger organlarin kanser hastaligi ile bogusacak.
2016 – avrupa nufusu yari yariya azalacak.
2018 – dunyanin yeni hakimi Cin’e gececek ve ekonomik olarak Cin cok guclenecek.
2023 – dunyanin yorungesinde hafif bir degisiklik olacak.
2025 – avrupa da nufus daha da azalacak.
2028 – tukenen petrol ve diger yeralti kaynaklarinin yerine yeni bir enerji kaynagi bulunacak.
2043 – Musluman bir devlet yeniden avrupanin tek hukumdari olacak.
2046 – tedavi edilmeyecek organ kalmayacak. gelistirilern yeni buluslarla hatali, hastalikli organin yerine yenisi (birebir) yeniden yapilacak.
2076 – butun dunyada “sinifsiz” komunizm sistemi yerlesecek
2084 – tabiat kendini yenileyecek
2088 – butun hastaliklar bir kac saniyede tedavi edilecek.
2097 – cabuk yaslanmanin onune gecilecek.
2167 – yeni bir din
2299 – fransiz partizanlar islam dinine karsi ayaklanacaklar.
2304 – ay’in sirri (gizemi cozulecek)
3797 – конец света – end of the world – dunyanin sonu… baska bir gezegende insan yapimi yeni bir hayat baslayacak.

Ceviri : MKozanoglu

Sonraki Sayfa »

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.